Bizim hikayemiz aslında çok eskilere, 1994 yılına, İzmir'in tarih kokan ilçesi Bergama'daki Kaleardı Caber Köyü'ne dayanır.
Her şey, dedemiz Hüseyin Özlü’nün geçim mücadelesi verirken doğaya duyduğu o büyük aşkla başladı. Dedemiz için arıcılık sadece bir iş değil, bir tutkuydu. "Bal nasıl üretilmeli, hangi bal hangi mevsimde kovanından alınmalı?" sorularının cevabını kitaplardan değil, bizzat yaşayarak, doğanın kalbinde öğrendi.
"Kendi yemediğim, kendi soframa koymadığım hiçbir ürünü başkasına sunmam."
— Hüseyin Özlü (Kurucu)
Dedemiz zorluklar içerisinde bu mesleği icra ederken sadece bal ile yetinmedi. Toprağa küsmedi; bahçesinde zeytin ağaçları, çam fıstıkları yetiştirdi. Domatesinden patlıcanına, börülcesinden bamyasına kadar her şeyi elleriyle ekti. İneğiyle, koyunuyla ilgilendi; sütünü sağdı, yoğurdunu çaldı. Özlü Bergama Çiftliği’nin temelleri işte o bereketli ve samimi köy bahçelerinde atıldı.
Dededen Babaya, Babadan Toruna...
Dedemizden aldığı bayrağı taşıyan babamız Arif Özlü, bu işin mutfağında büyüdü. Arının dilinden anlayan, toprağın nabzını tutan babamız, yılların verdiği tecrübeyle bu mirası bugünlere, bizlere taşıdı.
Bugün bizler, Arif Özlü’nün evlatları olarak; babadan oğula geçen bu kutsal mesleği, dedemiz Hüseyin Özlü’nün ismine ve hatırasına yaraşır şekilde sürdürüyoruz.
Neden Özlü Bergama Çiftliği?
Tek amacımız; yıllar önce o köy evinin bahçesinde kurulan o samimi, katkısız ve doğal sofrayı, bugün sizlerin evine taşımak. Fabrikasyon değil, el emeği; katkı maddeli değil, doğanın en saf hali...
1994’te başlayan bu hikayeyi, şimdi sizlerle birlikte büyütüyoruz.
Özlü Ailesi